İkinci Dünya Savaşı Milyonlarca insanın ölümüne yol açmıştı, şehirler yok olmuş, fabrikalar silinmiş, çok sayıda sivil yaşamını kaybetmişti. Ama İkinci Dünya Savaşını akıllara kazıyan ise, savaşın sonunda Japonya'ya atılan atom bombaları olmuştu.
Atılan Aatom bombaları ile Hiroşima kentinin üçte ikisi yok olmuştu, Nagazaki'de de durum farklı değildi. Ayrıca bu, yeryüzünde taktik amaçlı kullanılan ilk nükleer bombaydı. (ve halen tek bomba)
Savaştaki gelişmeler bir yana, tüm ülkeler bir yandan savaşı sürdürürken, diğer yandan nükleer silah geliştirme çabası içerisindeydi. Bu çalışmalar, elde edilecek olası bombanın gücünün anlaşılmasından sonra yarışa dönüştü, önemli olan ilk kimin bu teknolojiye erişeceğiydi. Amerika, buna ilk ulaşan ülke oldu, fakat Almanya, Sovyetler Birliği ve Japonya da bu konuda ciddi araştırmalar yürütmekteydiler.
Söz konusu ülkelerin savaş yıllarında nükleer konulardaki çalışmaları zamanla arşivlerden çıkan belgeler ile görüldüğü üzere oldukça ciddi boyutlara ulaşmıştı.
Almanya
Radyoaktivite ilk kez 1896 yılında keşfedilmişti. Bu aşamadan sonra devam eden çalışmalar neticesinde 1934 yılında İtalyan Enrico Fermi çekirdek enerjisinin kontrolünün yolunu açtı.
Bu alandaki araştırmalar böylesine yavaş ilerlerken, 1939 yılında çekirdek bölünmesinin başarılmasının ardından 1945 de atom bombasının yapımına kadar geçen süre yalnızca 6 yıldır. Bu açıdan, savaşın bilimsel çalışmalara olumlu bir etkisinin olduğunu söyleyebiliriz.
1939 yılında iki Alman bilim adamının önderliğinde yapılan çalışmalar sonucu insanoğlu, uranyum'u ikiye bölmeyi başardı ve ortaya muazzam boyutlarda enerji çıktığını gördü. Bu aşamada yapılan tahminlere göre portakal büyüklüğündeki bir uranyum ile 20 000 ton dinamitin patlaması anındaki güç elde edilebilirdi. İşte bu, atom bombası fikrinin çıkış noktasıydı.
Alman bilim adamlarının bu başarısı diğer ülkelerin de dikkatini çekmişti. Sonuçta Hitler iktidardaydı ve böylesine önemli bir bilgiye sahip olan Alman bilim adamlarını kullanarak tasarlanan bombayı yapabilirdi. İngiltere'den Havacılık Bakanı Bilim Danışmanı Cherwell'in ikinci dünya savaşının hemen öncesindeki raporu bu noktaya dikkat çekiyordu; "Almanya, uranyum bazlı bir bomba kullanarak İngiltere'yi zor durumda bırakabilir." Fakat İngiliz makamlarının bu bilgiyi fazla dikkate aldıkları söylenemez, çünkü onlara göre Almanların böyle bir teknolojiye ulaşması "kısa vaadede" zor görünmekteydi.
1939 yılında Almanya'nın Polonya'yı istila etmesi ile İkinci Dünya Savaşı başlarken aynı yıl Almanlar "Uranyum Projesi"ni başlatıyorlardı. Tasarlanan bombanın yapımı için gerekli fonlar ayrılıyor, çalışmaları yürütecek bilim adamları bir araya getiriliyorlardı.
Almanya'da bu çalışmaları yürüten bir değil, iki grup vardı ve bu iki grup rekabet içerisinde gözükmekteydi. Birinci grup Keiser Wilhelm Enstitüsünde Werner Heisenberg'in önderliğindeki bir takımdan oluşmaktaydı, ikinci grup ise Kurt Deibner önderliğinde askeri denetim altında bir takım idi.
Bu konudaki tartışmalar ile birlikte, Almanya'nın ünlü fizikçisi Heisenberg (kuantum mekaniğindeki çalışmaları ile nobel almış bir bilim adamı ) liderliğindeki grubun atom bombası için çalışıp çalışmadıkları tam olarak kesin değildir. En azından Hitler için bir atom bombası üretme amacında olup olmadıkları tartışma konusudur. Yine de buradaki çalışmaların da Almanya tarafından bilinip desteklenmekte olduğunu göz ardı edemeyiz.