İkinci Dünya Savaşı Sırasında Nükleer Bomba Yarışı
Günümüz dünyasına baktığımızda, farklı bölgelerde farklı sorunların yaşandığını görmekteyiz. Kmi yerlerde iç savaşlar ve durmak bilmeksizin akan kanlar, kimi yerlerde toprak paylaşımı için yapılan mücadeleler ve bazı yerlerde ise nükleer çalışmalar çözüm bekleyen sorunlar olarak karşımıza çıkıyor.
Kuzey Kore ve İran örneğinde olduğu gibi nükleer çalışmalar bazen sorun yaratabilmektedir. ( Ya da Hindistan örneğindeki gibi mevcut durumun tam zıddı şekilde tebrik ziyaretlerine yol açabilir! ) Kuzey Kore, yürüttüğü çalışmalar dolayısı ile karşı karşıya kaldığı yaptırımlar sonucu dünyadan soyutlanırken, İran ise psikolojik baskılar ile yıldırılmaya çalışılıyor. ( Fakat Ortadoğu'yu aynı şekilde tehdit eden İsrail'in bu konudaki durumu ise hiç gündeme gelmiyor! )
Nükleer çalışmalar konusunda ülkelerin bu çelişkili tutumlarıyla beraber bir diğer ilginç durum ise, bu teknolojiye sahip olup, bomba geliştirmeyen ülkeler ile karşımıza çıkmaktadır. (Avustralya, Almanya, İtalya, Japonya... ) Bu ülkeler gereken teknolojiye sahip olmalarına rağmen, nükleer silah geliştirmeyeceğini açıklayan ülkeler.
Bu manzara ve ortaya çıkan gergin atmosfer içerisinde insanın aklına şu soru geliyor, nükleer silah geliştirme düşüncesi ne zaman başladı, neler yaşandı ve ilk kim kullandı?
Bu soruların cevapları, İkinci Dünya Savaşı esnasında yürütülen çalışmalarda ortaya çıkıyor. Dünyayı kasıp kavuran ve milyonlarca insanın ölümüne yol açan savaş ortamında sürdürülen araştırma-geliştirme faaliyetleri sonucu ortaya kitle imhasını çok kolay sağlayan bir silah çıkacaktı; Atom Bombası.
Atom bombasının geliştirilme sürecini ve aynı esnada bu teknolojiye erişmek için zamana karşı zamana karşı sürdürülen yarışı anlamak adına İkinci Dünya Savaşı'nın özeti ile başlamak yerinde olur sanırım.
İkinci Dünya Savaşı
İkinci Dünya Savaşı'nın çıkmasına sebep olarak Almanya'nın yürüttüğü politikaları ve bu savaşın bir Avrupa savaşından dünya savaşına dönüşmesine neden olarak da Japonya'nın Pasifik de benimsediği yayılma politikasını gösterebiliriz. Fakat sürdürülen bu politikalar da, ilk dünya savaşının ardından ortaya çıkan düzenden, bu düzenin kendisine uyguladığı baskıdan kurtulmak isteyen Almanya'dan beklenen politikalardı.
İlk dünya savaşının ardından imzalanan Versay Anlaşması ile Almanya, elinde tuttuğu pek çok bölgeyi başka devletlere terk ediyordu, mecburi askerlik kaldırılıyor, denizaltı ve uçak yapım hakkı elinden alınıyordu. Gemileri İtilaf Devletleri'ne teslim edilecekti.
Böyle bir Almanya'nın başına geçen Hitler, Versay Anlaşması'nın da oluşturduğu siyasi havanın da etkisiyle hızla silahlanarak kafasında çizdiği sınırlara ulaşmak amacı ile harekete geçmiştir.
Avusturya ve Çekoslovakya'yı topraklarına katan Hitler'e karşı İngiltere ve Fransa, bir daha ki hedef olan Polonya'ya saldırılması halinde Almanya'ya savaş açacaklarını bildirmişlerdir. Bu tarihlerde takınacağı tavır önemli olan Sovyetler Birliğinin, Almanya ile saldırmazlık anlaşması imzalamasının ardından doğu sınırını güvence altına alan Hitler, 01/09/39 tarihinde Polonya'yı işgal ederek savaşın fitilini ateşlemiştir.